24 Haziran 2020 - Uzun Zamandır Beklenen Rekabet Kanunu Değişiklikleri Yürürlükte

1994 yılında yürürlüğe giren Rekabet Kanunu’nda, 2008 yılından beri yapılması planlanan esaslı değişiklikler nihayetinde 24 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 

Bu değişiklikler ile bugüne kadar ülkemizde uygulama alana bulamayan soruşturma aşamasında yapısal tedbirler, dijital veriler üzerinde yapılacak incelemeler, uzlaşma ve taahhüt mekanizmaları, güçlendirilmiş öz değerlendirme (self-assessment) ve de minimis kuralı gibi müesseseler Türk Rekabet Hukuku’na kazandırılmış oldu. Bununla birlikte Rekabet Kurumu’nun tabi olduğu usul kuralları ile organizasyonel yapısında da bazı değişiklikler yapıldığı görüldü.Değişiklikler içerisinde, Rekabet Kanunu’nun temel maddeleri olan 4, 5, 6 ve 7.maddeler açısından esaslı değişiklikler bulunuyor. Ek olarak, Kurul içerisinde başkan yardımcılığı sayısının ikiden üçe, Rekabet Kurumu’nun personel sayısının da yaklaşık iki katına çıkarıldığı görülüyor. Ayrıca rekabet uzmanları ve meslek personelleri için mevcut düzenlemede öngörülmüş olan uzmanlık tezi yükümlülüğü de yeni değişiklikler ile tarihe karışıyor. Temel maddelerde yapılan esaslı değişiklikleri aşağıda yer alan 6 başlık altında özetlemek mümkün.


1. Güçlendirilmiş Öz Değerlendirme


Kanun’un, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar başlıklı 4.maddesine konu olan anlaşmalara ilişkin muafiyet mekanizmasını belirleyen 5.maddesinde yapılan değişiklik ile muafiyet mekanizmasının, teşebbüslerin yapacakları öz değerlendirme prensinini teşvik edecek şekilde esnetildiği göze çarpıyor.


Yeni düzenleme uyarınca mal ve hizmet sunumunda iyileşme veya mali ya da teknik iyileşme, tüketici yararı ile rekabetin bu gelişmeler için zorunlu olandan fazla kısıtlanmaması ve piyasanın büyük bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması şartlarının birlikte sağlandığı durumlarda muafiyet başvurusu yapılmaksızın teşebbüsün öz değerlendirmesi sonucunda, yapılan anlaşmalar muaf olabilecektir.


2. Birleşme ve Devralma Denetimleri


Birleşme ve devralmaların düzenlendiği 7.maddede yapılan değişiklik ile birleşme ve devralma başvurularının değerlendirilmesi sırasında hakim durum teşkil eden hususların mercek altına alınması yerine etkin rekabetin önemli ölçüde azalması hususunun mercek altına alınacağı bir kriter setinin kullanılacağı belirtiliyor. Bu gelişme rekabet hukuku açısından Avrupa Birliği mevzuatı ile yeknesak hale gelme anlamı taşıyor. Bu değişiklik, Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin gelişmesi ile Türk girişimlerin yurtdışı ve özellikle Avrupalı şirketler tarafından satın alınması karşısında etkin piyasa denetimi yapabilmek için alınmış bir önlem olarak yorumlanabilir. Yapılan değişiklik ile eski hükmün sınırlı yazılış biçimi genişletilerek hâkim duruma gelinmese veya mevcut hâkim durumu güçlendirmese dahi, piyasadaki rekabeti etkileyebilecek devralma işlemleri yasaklanıyor.


3. Yapısal Tedbirlerin Uygulanması


Değişikler ile gelen önemli hususlardan bir tanesi, herhangi bir rekabet ihlalinin tespit etmesi halinde teşebbüslere ve teşebbüs birliklerine yönelik olarak davranışsal tedbirlerin yanısıra yapısal tedbirlerin de uygulanabilmesi oldu.


Değişiklik ile Kurul, soruşturmalar neticesinde, pazarda rekabetin sağlanması için teşebbüslere uyarı ve yönlendirmelerde bulunmanın yanısıra teşebbüslerin belirli faaliyetlerine son vermek, ortaklık paylarını veya malvarlıklarını devrettirmek gibi yapısal tedbirleri uygulayabilecek. Bu değişiklik neticesinde ortaya çıkan belirsizliklerin netleşmesi adına yapısal tedbir uygulamalarının sınırlarını çizen bir ikincil mevzuat çalışmasının yapılacağı öngörülebilir. Değişiklikler hakkında yapılan eleştirilerin büyük bir kısmının yapısal tedbirlerin üzerinde yoğunlaştığını belirtmek gerekir.


4. Taahhüt ve Uzlaşma Mekanizmaları


Yapılan değişiklikler ile bugüne kadar Türk Rekabet Hukuku pratiğinde yer bulmayan uzlaşma ve taahhüt mekanizmaları da uygulamaya girmiş bulunuyor. Kanun’un Soruşturmaya Başlanması, Taahhüt ve Uzlaşma başlıklı 43.maddesi uyarınca, rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ya da arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri açısından bağlayıcı taahhütler verilmesi ile Kurul tarafından soruşturma açılmamasına veya açılmış bulunan soruşturmaya son verilmesine karar verilebilecek.


Ayrıca Kurul, teşebbüsün veya teşebbüs birliğinin taahhüdü üzerine soruşturma açmama veya soruşturmaya son verme kararını verdikten sonra a) Kararın alınmasına temel teşkil eden herhangi bir unsurda esaslı değişiklik olması, b) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin verdikleri taahhütlere aykırı davranmaları, c) Kararın taraflarca sunulan eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgiye dayanılarak verilmiş olması hallerinde tekrar soruşturma açabilecek.


43. madde kapsamında yapılan diğer önemli değişiklik ise soruşturma sırasında uygulanabilecek olan uzlaşma müessesesi olarak karşımıza çıkıyor. Uzlaşma müessesesi ile devam eden bir soruşturmada ihlali gerçekleştiren teşebbüse, ihlalin varlığını ve kapsamını kabul ederek bir uzlaşma metni sunması için soruşturma raporunun kendisine ulaştığı ana kadar süre verilebilecek.


Uzlaşma teklifini değerlendirecek olan Kurul, ihlali tespit ederek uygulayacağı idari para cezasında %25’e kadar indirim uygulayabilecek. Uygulanan bu indirim Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezalarının peşin ödenmesi ile elde edilen %25’lik indirimi etkilemeyecek. Ancak uzlaşmayı kabul eden teşebbüs Kurul’un ilgili kararını ve para cezasını dava konusu yapamayacak.


5. De Minimis Kuralı


Yeni değişiklikler ile Türk Rekabet Hukuku pratiğine diğer bir düzenleme de minimis kuralı oldu. Kanun’un Kurulun İnceleme ve Araştırmalarında Usul başlıklı kısmında yapılan düzenleme uyarınca Kurul; pazar payı ve ciro gibi ölçütleri esas alarak rakipler arasında fiyat tespiti, bölge veya müşteri paylaşımı ve arz miktarının kısıtlanması gibi açık ve ağır ihlaller hariç olmak üzere, piyasada rekabeti kayda değer ölçüde kısıtlamayan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği karar ve eylemlerini soruşturma konusu yapmayabilecek. Bir çeşit sübvansiyon olarak da kabul edilen, yardım muafiyeti olarak da görülen de minimis kuralı; “rekabet üzerindeki etkisi hissedilecek kadar olmayan çok küçük işletmeler arasındaki anlaşmaların yasaklama dışında tutulması” anlamını taşıyor.


6. Dijital Verilerin Denetimi


Kanun’un Yerinde İnceleme başlıklı 15.maddesinde yapılan değişiklik uyarınca artık Kurum, teşebbüslere ait ticari defterler ve belgelerin yanı sıra elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verileri ve belgeleri de inceleyebilecek ve bunların kopyaları ile fiziki örneklerini alabilecek.


Mevcut düzende fiili olarak uygulanıyor olsa da, bir kanun maddesi olarak dijital verilerin denetlenebilmesinin düzenlenmesi değişikliği, uygulamacı avukatlar, rekabet hukukçuları ve bilişim uzmanları tarafında verilerin güvenliği ile mahremiyetine ilişkin endişelerin dile getirilmesine neden oldu.




Saygılarımızla,

BATI